Biyografi Yayınlar Haberler Makaleler Videolar Basında Ahmet Arslanoğlu Foto Galeri

 

 
Ahmet Arslanoğlu ile ...
Sırrı Er: Bugün Ankara İl Genel Meclisi Başkanı, değerli hemşehrimiz Ahmet Arslanoğlu ile bir söyleşi yapacağız. Başkanım, söyleşimize başlarken önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız? Ahmet Arslanoğlu: Öncelikle “hoş geldiniz” diyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. 1963 Ankara-Kızılcahamam doğumluyum. Yeni Turan İlkokulu ve Ankara Ticaret Lisesini bitirdikten sonra 1986 yılında Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümünü bitirdim. 1996 yılında Anadolu Üniversitesi Yerel Yönetimler (Mahalli İdareler) bölümünü bitirdim. Halen serbest muhasebeci, mali müşavir olarak da görev yapmaktayım. Evli ve iki çocuk babasıyım. Siyasi faaliyetler noktasında 1980 öncesinde Milli Selamet Partisi, 80 sonrasında Refah Partisi ve Fazilet Partisinin çeşitli organlarında görev yaptım. Kızılcahamam ilçe teşkilatı da dâhil olmak üzere Ak Parti kurucu il yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptım. İdari mali işler başkanlığında bulundum. Daha sonra 2004 yılındaki yerel yönetim seçimlerinde Kızılcahamam İl Genel Meclisi Üyesi olarak, bizzat aktif olarak siyaset içinde yer aldık. 5302 sayılı kanunla birlikte, ilk defa yeni oluşturulan, daha sonra Valilerin İl Genel Meclis Başkanlığını bıraktığı ve meclisin kendi içinden seçtiği bir üyenin başkanlık yaptığı uygulamanın başlaması neticesinde, İlk İl Genel Meclisi Başkanı olarak seçildim ve görev yaptım. 2009 seçimlerinde tekrar Kızılcahamam İl Genel Meclis Üyesi olarak seçildim. Bu dönemde de yine Meclis Başkanlığına seçildim ve halen görevime devam etmekteyim. Sırrı Er: Başkanım, teşekkür ederim, şimdi çocukluğunuzdan itibaren konuşmaya başlayalım. Çocukluk yıllarınız nerede geçti, o yıllara ait unutamadığınız anılarınız var mı? Ahmet Arslanoğlu: 1968 yılına kadar Kızılcahamam’da idim. Evimiz şu anda hâkim evi olan, daha önce ceza evi olarak faaliyette bulunan sokağın başında, Minik Yörem Sofrasının yanında üç katlı bir eski ev vardı. Çocukluğumuz o evde, o çevrede, o sokaklarda geçti. Evimiz çarşının içinde, merkezde idi. Zaten rahmetli dedemden itibaren Kızılcahamam’a ilk gelen ve yerleşen ailelerden biriyiz. Ancak ağabeylerimin tahsili için ki o zaman Kızılcahamam’da lise yoktu. Lise tahsili için Ankara’ya geldik. Gençlik dönemimden itibaren de Ankara’da bulundum. O dönemde Kızılcahamam’dan aklımda kalan, benim de unutamadığım, tehlike yaşadığım olay; yanlış hatırlamıyorsam 1968 yılında, Kızılcahamam’da bir sel felaketi oldu. Soğuksu deresinden gelen sel felaketini yaşadık. Bir kişi kayboldu. Allah rahmet eylesin. Evimiz alçakta idi, bizim evi de sel bastı, vatandaşlar oradan beni çıkartıp kurtardılar. O zamanlarda tahta köprü gibi hatırlıyorum, beton köprü yoktu. Oradan düşen vatandaşı aramak için bayağı yoğun çaba harcandı. Hatırladığım kadar babamlar bayağı aradılar fakat o kişiyi kurtaramadılar. Ankara’da Kazıkiçi Bostanları denilen yerde oturuyorduk. Hemşehrilerimiz genellikle burada ve İskitler semtinde otururlardı. Daha sonra Etlik semtine geldik. Ankara’da pek fazla değişiklik yapmadık. Şimdiye kadar üç evde oturdum. Kızılcahamam, Kazıkiçi, Etlik. Şu anda Etlik’te oturuyorum. Sırrı Er: Başkanım, Ankara İl Genel Meclisi Başkanısınız. Okuyucularımızı aydınlatmak için bir soru sormak istiyorum. İl Genel Meclisinin üyeleri nasıl seçilir, bunların görevleri nelerdir? Ahmet Arslanoğlu: İl Özel İdaresi üyeleri, yerel yönetim biçimlerinin üç tanesinden birisidir. Birincisi belediyeler, ikincisi il özel idareleri, üçüncüsü de köy tüzel kişilikleri, yani muhtarlıklar. İl özel idareleri son çıkan 5302 sayılı kanunda yapılan bir değişikle beş yıllığına seçilirler. Milletvekilliği seçimlerinde olduğu gibi aynen siyasi partiler aday gösterirler. Görevlerine gelince; belediye mücavir alanları içinde belediyelerin yapmış olduğu bütün hizmetleri, (yol, su, kanalizasyon ve çevre hizmetlerinin tamamını) belediye mücavir alanı dışında yapar. Bunun dışında belediye mücavir alanları da dâhil olmak üzere eğitim, kültür, sanat, gençlik, spor vb. bütün il müdürlüklerinin bu faaliyetlerini, ilçe ve il düzeyinde yapar. Kendimize ait bütçemiz vardır. Anayasal bir kuruluşuzdur. Her sene belediyelerde olduğu gibi İller Bankasından gelen bir payımız da vardır. Bunların haricinde kendi öz gelirlerimiz vardır. (Ruhsat harçlarımız vb.) Geçen sene en son bağladığımız bütçe 175 milyon lira idi. Sırrı Er: Şimdiye kadar gerçekleştirdiğiniz büyük projeler nelerdir? Ahmet Arslanoğlu: Projelerden önce şunu söylemek isterim. Yöneticilik anlayışında âcizane benim gördüğüm şudur; herkes önce kendi işini yapacak. Bu nedir? Bir misal vereyim. İbadetlerimizi yaparken; farz, vacip, sünnet diye bir sıra takip ederiz. Bunun gibi öncelikli vazifemiz, kırsalda ulaşılabilirliği sağlamaktır. Bu yoldur, bunu mutlaka yapmamız lazım, yoksa bir başka yerde yaptığımız faaliyetlerin hiçbir anlamı yoktur. Öncelikli olarak kırsalda, yol, su, kanalizasyon gibi vatandaşlarımızın zaruri ihtiyaçlarını karşılamamız gerekiyor. Farz mesabesindeki öncelikli görevimiz budur ve bu sistemi kurmak zorundayız. Bunun akabinde o beldenin, ilçenin başta eğitim olmak üzere, sağlıkla, sporla ve diğer sosyal hizmetlerle ilgili alanlarda da ihtiyaçlarını karşılayıp hizmet götürmemiz gerekiyor. Önce bunları açıklama gereği duydum. Büyük projelere gelince; bu asli hizmetlerin yanında, başta içme suyu arıtma tesisi olmak üzere Türkiye’de birçok belediyenin şu anda işleme sokamadığı hizmeti biz, özel idare olarak gerçekleştirdik. Bala ilçemizin yaklaşık 10 tane köyünün içme suyunu karşılayacak şekilde çok büyük bir tesis yaptık. Suyu Kesikköprü Barajı’ndan alıyoruz, bir sistemle arıtıyoruz, o bölgede içme suyu kaynağı ve başka alternatif yoktur. Biz oraya 15 milyon liralık bir harcama yaptık. Büyük projeler anlamında birincisi budur. İkinci bir hizmet de şu anda faaliyete geçmek üzere olan bir sistem, MOBESE sistemi. Ankara’nın mobese sistemi İl Özel İdaresi tarafından yapılmaktadır. Türkiye’nin en modern bir sistemini Ankara’ya kuruyoruz. Hem yüz tanıma olsun, hem plaka tanıma olsun, teknik açıdan mükemmel bir sistemi kuruyoruz. Bu hizmet yaklaşık 30 milyon liraya mal oluyor. 15 milyonluk kaynağı şu ana kadar aktardık. Daha da aktaracağız. Yaklaşık 900 civarında, 1000 kameraya da çıkartabiliriz, Ankara’nın güvenliğinin sağlanması açısından elimizi taşın altına soktuk. Bu proje kentimizin güvenliği ile ilgili. Bizler bu projenin bir ayağının da kırsalda uygulanmasını istiyoruz. Özellikle köylerimizde hayvan hırsızlığı ve diğer hırsızlıklar ve güvenliğin temini cihetinden yukarıda belirttiğimiz hizmetin bu ayağını da tamamlayacağız. Bunu bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Bu sistemin (caydırıcı olması ve failin bulunması açısından) ilimiz için çok faydası olacaktır. Sırrı Er: Başkanım yöremizden seçilen birisiniz ve önemli bir göreviniz var. Bu çerçevede yöremize götürülen hizmetlerden de bahseder misiniz? Ahmet Arslanoğlu: Bölgemiz Yabanabat olarak, Kızılcahamam ve Çamlıdere’de belki 20-25 km. yol hariç, genel anlamda konuşuyorum, ulaşılamayan, gidilemeyen hiçbir köyümüz yok. 2011 yılında içme suyu olmayan, yolu asfaltlanmayan hiçbir köyümüz kalmamış olacak. İl Özel İdaresi olarak hizmet yönünden birinci önceliklerimiz bunlar. İkinci olarak eğitim noktasında da gururla ve iftiharla söyleyebiliriz ki, gerek Çamlıdere’de, gerekse Kızılcahamam’da derslik başına düşen öğrenci sayısı Avrupa standartlarının çok çok üstündedir. Eğitim konusunda Yabanabat bölgesinde ciddi denecek bir sıkıntımız yok. Nicelik olarak, derslik sayısı açısından söylüyorum. Ders aletleri, sınıfların donanımı noktasında ve bunların tedariki noktasında handikaplarımız yok. Bilişim sınıfları olmak üzere İl Özel İdaresi olarak hepsini tamamladık. Sağlık noktasında Çamlıdere’deki Devlet Hastanemizin ihtiyaçlarını giderdik, hastane ciddi manada tadilattan ve revizyondan geçti. Kızılcahamam’da ise bu senenin bütçesine koyduk, sağlık ocağı inşaatımız olacak. Yaklaşık 200 metre bir yer en son incelememizde bir kooperatifin hissesi çıktı, bu pürüzü bir an evvel halledebilirsek, hemen inşaata başlayacağız. Çünkü bütçesi hazır. Bunun yanında okullarımızın ek derslik ihtiyaçları karşılandı. Bu şekilde Kızılcahamam Lisesi daha modern bir binaya kavuştu. Halk Eğitim binamızın inşaatı tamamlandı ve hizmete girdi. Daha çok işler yaptık da şu anda aklıma gelenler bunlar. Tarımla, tohumla ve hayvancılıkla ilgili desteklerimiz var. Ancak burada bir üzüntümü de belirteyim; Kızılcahamam’dan yeteri kadar talep gelmiyor. Sırrı Er: Başkanım, yöremizin bu günkü durumu ve istikbale ait düşünceleriniz nelerdir? Ahmet Arslanoğlu: Gerek Kızılcahamam gerekse Çamlıdere olsun, insan potansiyelimiz, insan nüfusumuz açısından herhangi bir sıkıntımız yok. Ankara’daki hemşehrilerimizi de göz önüne alıyorum. Mesela, Şentepe’de birçok hemşehrimiz ikamet ediyor. Üzüldüğümüz nokta; özellikle köyde olan insanlarımızın yaş ortalamasının çok yüksek olması. Yaş ortalamasının yüksek olmasından dolayı üretimde verimli işler yapılamıyor. Çoğu emekli. Bunun neticesi olarak özellikle tarım ve hayvancılık konusunda vereceğimiz teşviklere fazla talep olmuyor. Bizim bölgemizden bu teşviklere yeteri kadar talep gelmiyor. Sadece kırsal nüfusumuzun yaşlı olmasından değil, yöremizde ekilebilir arazimizin de az olmasından dolayı, mevcutların çok hisseli ve küçük olması gibi problemler de bu konudaki yatırım ve teşvik kullanımı için negatif şeyler. Bütün bunların arka planında Kızılcahamam ve Çamlıdere’nin Ankara’nın içme suyu havzasında olması, orman bölgesinde olmasından kaynaklanan sıkıntılar da bunları tetikleyici unsurlar olarak yerini alıyor. Diğer ilçelerde vatandaş bir şeyler yapmak istediğinde hazine arazilerinin satışı bile mümkün oluyor. Kızılcahamam ve Çamlıdere’de kullanılabilir hazine arazileri çok kısıtlı. Hemen, hemen hiç düzeyinde. Böyle olunca mülkiyet noktasında sıkıntılar olduğundan talep gelmiyor. Tarımda yaklaşık 60’a yakın destekleme var. Biz Kızılcahamam ve Çamlıdere’de organik bağ üretimi konusunda bir başlangıç yapmıştık. Çamlıdere Dörtkonak bölgesinde kısmen belli bölgelerde başarılabildi. Ancak diğer köylerimizde arzu edildiği kadar başarılı olamadı. Sırrı Er: Başkanım, ilçelerimizde ne gibi yatırımlar yapılabilir? Ahmet Arslanoğlu: Bu ekilebilir tarım alanlarının kısıtlı olmasından dolayı, tarım ve hayvancılık konusunda fazla bir şey yapamıyoruz. Burada yapılabilecek bir yatırım olarak bizler Kızılcahamam ve Çamlıdere’de ekolojik tarım üzerinde durarak bunu başarmamız lazım. Bununla ilgili Orköy Genel Müdürlüğümüzle müşterek bir çalışma yürütüyoruz. Bir ekolojik alan, ekolojik havza oluşturulması. Bu ne anlam ifade eder? Eğer bir bölgede ekip biçebileceğiniz alanlar çok kısıtlı ise ve gelişmeye de açık değilse, normal olarak bu ürünlerin dört beş katı ile satılması gerekir ki, diğer bölgelerle rekabet edebilsin. Yani aynı kazancın gelmesi lazım. Maliyet, satış dengesi önemli. Bunun için, organik tarım, ekolojik tarımın Yabanabat bölgesinde gerçekleştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerekir diye düşünüyoruz. Bizim bulunduğumuz coğrafya ekolojik havza hüviyetinde. Hiçbir kimyasal ilaç yok, hormon kullanılmıyor. Biz burada bir bölgeden başlamak üzere ki şu anda Güvem bölgesinde çalışmalar devam ediyor, Işık Dağı ve dağın etekleri ile ilgili. Burada büyük bir alanın ekolojik havza ilan edilip, değerlendirilmesi gerekir. Orada aynı zamanda organik suyumuz da var. Seyhamamı’nda yerden kaynayan su. Alanlar organik, hemen hemen hiç kimyasal ilaç kullanılmayan alanlar. Burada yetişecek ürünleri sertifikaya bağlarız, paketleme tesisleri de kurulur. Bunun yanında bu proje aynı zamanda ekolojik turizme de açılabilir. Yurt dışından öğrenciler gelir. Böyle bir çalışmanın İl Özel İdaresi ve Orköy ile birlikte şu anda planlaması yapılmakta. İnşallah bunu Ankara Kalkınma Ajansı marifetiyle de gerçekleştirebiliriz. Bu arada ben aynı zamanda Ankara Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapmaktayım. Netice olara, Ankara Kalkınma Ajansı, İl Özel İdaresi, Orköy Genel Müdürlüğü olarak müşterek bir çalışma yapacağız. Sırrı Er: Başkanım, bizim yöremizde besicilikle ilgili durum nedir? Ahmet Arslan: Besicilik çalışmaları ile ilgili şunları söyleyebilirim. Maalesef bizim çok büyük meralarımız yok. Büyük çiftliklerin kurulabileceği araziler olmadığından, sistem çok büyük çiftliklerin kurulmasına izin vermiyor. O zaman birim başına düşen miktarın arttırılması noktasında bizim gayretlerimizin olması lazım. Bununla ilgili saanen keçisi başta olmak üzere, gerek süt olarak, gerek doğurganlık olarak daha fazla verim veren koyun, keçi, sığır konusunda destekleyici projeler ortaya koymamız gerekiyor. Bizler bununla ilgili çalışmaları başlattık. Bu sene 100 bin lira Kızılcahamam, 100 bin lira Çamlıdere için kaynak ayırdık. Saanen keçisi projesini örnek bir çalışma olarak, bu sene Kızılcahamam ve Çamlıdere’de başlatıyoruz. Saanen keçisi yaklaşık 2.5- 3 kg. süt veriyormuş. Birim başına düşen verimi arttırmak için özellikle saanen keçisi ve romano koyunu konusunda araştırmalarımız oldu. Şu anda saanen keçisi projemizi Ankara’da deneme mahiyetinde başlattık. Bu proje ile ilgili alımlar başladı. Sırrı Er: Başkanım, şimdi biraz da özel hayatınız ile ilgili konuşmak istiyoruz. Eşiniz kimdir, nerelidir, ne zaman evlendiniz, çocuklarınız hakkında bilgi verir misiniz? Ahmet Arslanoğlu: Eşimle aynı köydeniz. Kızılcahamam’ın Bulak köyü. Kendisi ile akrabalığımız da var. İki tane kız çocuğumuz var. Biri anadolu lisesinde, diğeri ilköğretim okulunda okuyor. 1993 yılında evlendik. Özel hayatıma ve boş zamanlardaki hobilerime gelince: Aktif olarak, son 7-8 senedir özel hayatımıza, hobilerimize ayıracak vaktimiz maalesef yok. Bütün bunlara rağmen şunları söyleyebilirim. Genelde benim sivil toplum kuruluşlarında üyeliğim vardır. Su havzalarını koruma ve ağaçlandırma dernekleri, Ankara İl Özel İdaresi Spor Kulübünde Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum. Mesleğimle ilgili derneklerde, Kızılcahamamlılar Derneği, Yabanabat Derneğinde istişare heyeti üyeliği görevimiz var. Şunu ifade etmek isterim, özellikle Yabanabat Bölgesindeki vatandaşlarıma bu vesile ile seslenmek isterim; mutlaka ve mutlaka kendi yaptıkları işler ile ilgili sivil toplum örgütlerine üye olsunlar. Gelişmiş dünyada her birey en az 2-3 tane sivil toplum örgütüne üyedir. Bunlar başta meslekleri ile ilgili sivil toplum örgütlerine üyedirler. Hemşehrilerime bu konuyu önemsemelerini tavsiye ediyorum. Kendi köy derneğimin de kurucu üyesiyim. Bunu şunun için önemsiyorum. Peygamber Efendimiz buyuruyor ki ”İlminizin zekâtını verin.” İşte bu sivil toplum kuruluşlarında yapacağınız faaliyet ve hizmetlerle ilminizin, sanatınızın, tecrübenizin zekâtını vereceksiniz. Avrupa’nın bu yönünü seviyorum. Paylaşıyorlar. Günümüzde bütün devletler ve hükümetler sivil toplum örgütleri ile diyalogları açık tutmak ve geliştirmek zorundadır. Sırrı Er: Başkanım, söyleşimiz sona ererken son olarak hemşehrilerimize mesajlarınız neler olacak? Ahmet Arslanoğlu: İl Özel İdaresi olarak Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçelerimizle bizim herhangi bir sıkıntımız yok. Hizmet götürme konusunda aksama yok Ancak şunu söyleyebilirim; kırsala ve köylere hizmet götürürken, hizmetleri engelleyici birtakım önemsiz konular bizleri meşgul ediyor ve üzüyor. Mesela köylerimize yol, içme suyu, kanalizasyon çalışmaları götürüyoruz, bu çalışmayı engelleyici, geciktirici birtakım problemler çıkıyor. Burada anlayışlı olmaları gerekiyor. Şahsı için değil köyü için düşünmeli. Ağaç dikmiş, ağacını almıyor, taş duvar yapmış, taşları kaldırmıyor. Hemşehrilerimizden Özel İdare olarak köylere götürdüğümüz hizmetlerde, faaliyetleri kolaylaştırmaları yönünde desteklerini bekliyoruz. Sırrı Er: Başkanım, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Ahmet Arslanoğlu: Ben de size teşekkür ediyorum. ESYAV’ın yöremize ve hemşehrilerimize
 
 
Anasayfaİletişim